Mesaj etiketi "ölüm"

Ölmedim Rüya Görüyorum…

İçinde bulunduğum sarayın güzelliği beni etkiliyordu ama balodaki diğer insanlar gibi dans etmek istemiyordum. Zaten uçmak varken kim dans etmek ister diye düşünerek bir adımda tavandan aslan büyük avizeye sıçradım. Avize o kadar büyüktü ki tüm tavanı kaplıyordu neredeyse. Büyük bir keyifle sallanarak spiral şekildeki merdivenlere doğru sıçradım ve ayaklarım cuk diye merdiven tırabzanlarına oturuverdi....

Ölüyken Sana Nasıl Cevap Verebilirim?..

Evin çatısına, uzunca bir süre önce ahşap odunluk yapılmıştı ve çatı kapalı bir alan olmuştu. Oysa rüyamda çatı çıplak bir betondan ibaretti ve bu haliyle çocukluğumda olduğu gibi görünüyordu Gökyüzüne ve manzaraya bakarken rüyalarımın bir karabasan klasiği olan o muhteşem titreşim hissi ve hiçbir şeye benzetemediğim o manyetik ses başladı birden. Artık bu rüyadan uzunca...

Ölüm Rüyası…

16. yaşıma iki gün kala bir sabah vadideki evimizde tek başıma yattığım yatağın karşısındaki pencereden vadinin karşısındaki dağa yarı aralı gözlerle bakarak rüya görüyordum. Dağ gerçek hayattakinden biraz daha farklı görünüyordu. Dağın tabanından başlayarak tepesine kadar “S” şeklinde uzayan patika yok gerçekte yoktu mesela. Yine de bu rüyamdaki hali daha güzel bir manzaraymış gibi geldi...

Ölüm Susuzluğunu Giderene Kadar…

Öldür beni bir kez daha; bir kez daha öldür Ve bir kez daha öldür Dünyanın başka bir yerinde bir başka cana değecekse canım Almadığım her nefes başka birinin ciğerine dolacaksa Ve ölümüm kurtaracaksa geride kalanları Öldür beni hiç düşünmeden, acı duymadan Bir kez daha, bir kez daha ve bir kez daha Öldür beni ölüm susuzluğunu...

Kendi Derinden Yapılmış Bir Tabutla…

Karşımda öylece duruyordun Her yanın kıymıklarla doluydu acıdan uyuşmuştun Ateşine bakmak için elimi alnına koydum Kıymıkların battı ve acın elime bulaştı Ben elimdeki kıymıkları çıkarmaya çalıştıkça Kıymıklar bedenime yayılmaya başladı Sense uyuşmuş ve hissizleşmiştin artık acıdan Seni böyle görünce unuttum kendi acımı Oysa sen artık çektiğin acının farkında bile değildin Hala yaşadığını düşünerek soluk alıyordun...

Şeker Pancarı…

Güneş kaldırım taşları üzerinde yavaş yavaş süzülmeye başlamıştı. Belli ki yine sıcak bir gün olacaktı. İnsanlar işlerine geç kalmamak için koşuşturuyorlardı. Kaldırımın karşısındaki bahçeli eski evde de bir gidiş için hazırlık vardı; lakin bu başka türlü bir gidiş olacaktı, dönüşü olmayan ve geride sadece anıların kalacağı bir gidiş. Yakup Bey gitmeye hazırlanıyordu. Bu eski konakta...

27. Yaş Günüm, Yaşadığım En Uzun Gece…

18’i 19 Mayısa bağlayan gece; yaşadığım en uzun gece Önce; akşamüzeri annem aradı Hayatımda travma olmuş bir gerçeğin aslında gerçek olmadığını söyledi Ve bir anda paramparça oldu tüm geçmişim Listeme değişen yaşam tarihim üzerine yeni sorgulamalar ekledim Nefes almaya ihtiyaç duydum ve biraz da dost sohbetine Ama bu uzun sohbetle ortak bir tarihin tüm gerçekleri...