Mesaj etiketi "Hikaye"

Yıldızlarda Oturan Kedi…

Geldiği tüm yolları yeniden teperek geri döndü Kedi. Ancak sadece hikayelerin işleyişi değişmişti ve geri kalan her şey sabitti. Hala petrol kuyularından kanlar fışkırıyordu, hala insanlar sefie çekerken ölüyordu, hala renkler soluk benizli ya da kızıl deriliydi… Kedi bir kez daha emin oldu ki Dünya kötü bir yerdi. Yaşadığı hayal kırıklığıyla Kedi, oturup yıldızlarda baktı...

Ölmedim Rüya Görüyorum…

İçinde bulunduğum sarayın güzelliği beni etkiliyordu ama balodaki diğer insanlar gibi dans etmek istemiyordum. Zaten uçmak varken kim dans etmek ister diye düşünerek bir adımda tavandan aslan büyük avizeye sıçradım. Avize o kadar büyüktü ki tüm tavanı kaplıyordu neredeyse. Büyük bir keyifle sallanarak spiral şekildeki merdivenlere doğru sıçradım ve ayaklarım cuk diye merdiven tırabzanlarına oturuverdi....

İtici Gülüşlü Hayalet Çocuk…

Uyandığımda kendimi, üzerimde bir battaniyeyle kapının önünde duran bir sandalyede otururken buldum. Bu belki de hayatım boyunca yaşadığım en büyük şoklardan biriydi. Zira aile içindeki kalabalıkta kendimi yalnız hissetsem de ailem asla aleni bir şekilde beni dışladığını bana belli etmezdi. Beni sofraya çağırmayı unutabilirlerdi ya da arabaya binip binmediğimi fark etmeden gidebilirlerdi ama gecenin bir...

Üzgünüm…

    Üzgünüm İnsanların hayatında kalabilen biri değilim Sadece gelip geçerim Çünkü ben rüzgarı severim Atmosfere dokunarak dünyanın etrafında dönerim Hayır ben nankör biri değilim İnsanların karşısında duran bir gerçek olmaktansa Akıllarında kalan bir hikaye olmayı yeğlerim Gerçek en büyük çıkmazımdır benim Sopadan atlarına binen çocuklara gülemem ben O atları çalıp gökteki kaleme gitmeyi düşlerim...

Ölüyken Sana Nasıl Cevap Verebilirim?..

Evin çatısına, uzunca bir süre önce ahşap odunluk yapılmıştı ve çatı kapalı bir alan olmuştu. Oysa rüyamda çatı çıplak bir betondan ibaretti ve bu haliyle çocukluğumda olduğu gibi görünüyordu Gökyüzüne ve manzaraya bakarken rüyalarımın bir karabasan klasiği olan o muhteşem titreşim hissi ve hiçbir şeye benzetemediğim o manyetik ses başladı birden. Artık bu rüyadan uzunca...

Ölüm Rüyası…

16. yaşıma iki gün kala bir sabah vadideki evimizde tek başıma yattığım yatağın karşısındaki pencereden vadinin karşısındaki dağa yarı aralı gözlerle bakarak rüya görüyordum. Dağ gerçek hayattakinden biraz daha farklı görünüyordu. Dağın tabanından başlayarak tepesine kadar “S” şeklinde uzayan patika yok gerçekte yoktu mesela. Yine de bu rüyamdaki hali daha güzel bir manzaraymış gibi geldi...