Mesaj etiketi "Aşk"

Uçalım Aşık Olalım…

Şimdi size masal anlatacağım Hadi uçun kelebekler Kahramanlık bizim işimiz değil Neden ateşe tutulan biz olalım Çocukların gökyüzünde bir bulut yok mu bize Uçalım aşık olalım Naralar eksilsin mahallelerden Biz içimizden sevelim Kimseyi rahatsız etmeden Zaten yeteri kadar yanmadı mı ortalık Şimdi bir de biz göz göze gelip Yeni Hiroşimalar mı yaratalım

İçimden Seviyorum Seni Kimse Duyup Anlamasın Diye…

Çok kızıyorum sana benden bihaber olduğun için Sırf bu yüzden bensiz yaşayıp bensiz öleceksin Oysa ben seni düşündükçe psikopatlığın şifresini çözüyorum Seni herkesten kıskanıp saklıyorum İçimden seviyorum kimse duyup anlamasın diye Adını bile telaffuz etmiyorum kim olduğun anlaşılmasın diye Sen benim en derinim en mahremimim Seni düşündükçe kana bulanıyor hayallerim Kiminin gözünü çiziyorum neşterle sana...

İki Ayrı Şehirdeyiz Bugün…

  İki ayrı şehirdeyiz bugün, senden çok uzağım Hiç tanımadığım bir yerde, hiç tanımadığım bir tendeyim Çok uzaksın bana, nerede olduğunu bile bilmiyorum Nereli olduğunu, nereye ait olduğunu bilmiyorum Bense hiçbir yere ait hissetmiyorum bugün Kaybolmuş bir yabancıyım Neredeyim? Hangi atmosferde? Oksijen tanıdık gelmiyor soluduğun havayı içime çekmeyince Ama ikimiz apayrı yerlerde, bir sınırın iki...

Bu Yüzyılda Sonsuz Aşka İnanmıyor İnsanlar…

En son ne zaman yıldızlara baktığımı unuttum Rüzgarın serinliğini ne zaman tenimde hissettiğimi de Rüzgarı dinlemek için gözlerimi kapatıp; kendimi ona bıraktığımı da Ve en son ne zaman hissederek derin bir nefes aldığımı da unuttum Oysa eskiden hep onların bir parçasıymışım gibi hissederdim Rüzgarın, yıldızların, sonsuz evrenin bir parçasıymışım gibi Şimdi yaşadığımı bile hissetmiyorum Eskiden...

Ben Sende En Çok Gökyüzünü Sevdim…

  Ben sende en çok gökyüzünü sevdim  Ayağıma kondurduğun tozpembe bulutları  Gözlerinin içinde parıldayan o en güzel yıldızları sevdim  Gidişin günbatımım oldu; seher vaktini bekledim  Ve sen sensizliğimde en zifiri karanlığı yaşarken çıkıp geldin  Gelişinle göz kırptı güneş ufuktan  Sıcacık oldu seninle içimin her zerresi  Gökyüzü bile kıskandı sende sevdiklerimi  Kara bulutlarını toplayıp sağanaklarını yağdırdı...

Gidişini İzledim…

  Gidişini izledim sessizce Yanmış bir evin içine girmek gibiydi Duvarlar dumandan kapkara olmuş Aldığım nefeste buruk bir kül kokusu Yaşanmışlıklar yanıp gitmiş Her şeyimi kaybetmiş gibiyim Oysa dışarıda serin bahar akşamlarının esintisi; “Çık bir nefes al; yaşamın tadına var” diyor Bense küllerin arasında senden bir iz arıyorum Çok üzdü beni bu gidişin Halbuki ölüme gittiğin...

Kayıp Bir Ruh…

İşte duruyorsun karşımda Dilim bağlanıyor dizlerim çözülüyor seni görünce Sen benim en çok olmak istediğim O kadar saf bir aşkla seviyorum ki seni Tüm maddeler eriyip gidiyor ruhumun etrafından Fesatlıklar ve çirkeflikler çok uzak sana duyduğum aşktan Boşlukta asılı duran kayıp bir ruh gibi kalıyorum senin karşında Ve çocukken kurduğum hayaller canlanıyor gözümde Ama sen...