Önce derin bir yalnızlık kaplar içimi

Sonra yapmacık bir el omzuma dokunur “Biz varız be” der

Ve tüm feministliğime rağmen iç dünyamda eril bir küfür patlayıverir 

“Gerçekten var mısınız a.k.?” 

Dostlarımı toplasam bir elin parmaklarını geçmez 

Ama ben içimde onlarca karakterle boğuşurum. 

Bir fanusa kapanıp kendimle konuşurum. 

Sonra biri gelip fanusu sallar ve başıma karlar yağar. 

“Neden bana bunu yapıyor insanlar?” diye sorarım. 

Onlarca cevap yığılır beynime. 

Hüzün “Çünkü insanlar anlayışsızlar” der. 

Vicdan “Sen inanları ne kadar anlıyorsun?” diye sorar. 

Öfke “Neden insanları bu kadar önemsiyorsun?” diyerek kızar. 

Umut “Birlik olmak gerek!” 

Korku “Hayır, hayır korunmalıyız insanlardan. Bize acımazlar!” 

Güç “Neden acıyacaklarmış bize?” 

İyi niyet “Acıma değil anlayış.” 

Mantık “En doğrusu doğru zamanı beklemek.” 

Merak “Doğru, ne zaman?” 

Cesaret “Bana engel olmaktan vazgeçildiğinde!”  

Mantık “Cesaret olsa ne olacak? 

Önemli olan işte ben buyum dediğinde hayatta kalmak.” 

Sükunet “Bu saklanışın nedeni korku.” 

Ego “Evet doğru korkuyorum insanları korkutmaktan! 

Benden korkarlarsa bana zarar verirler!” 

İsyan “Öyleyse ne yapmak gerek?” 

Mantık “Reelde karşılığı olan birşey. Para kazanmak!”  

Ve delilik;

Para kazanmak! 

Para kazan kafam kazan kazı kazan 

Toprağı kazı bir fidan dik büyür ağaç olur

Hem kökleri toprağı tutar hem de bize gölge yapar. 

Gölge neredeydi? 

Platon’un mağrasında. 

Peki benim o mağarada ne işim var? 

Kölelerden birisin. 

Ama ben biliyorum gölgelerin gerçek olmadığını! 

Ne değişir diğerleri bilmedikten sonra? 

Onlara söylesem? 

İnanmazlar tanrıyı inkar ediyorsun diye öldürüler üstelik. 

Koşup mağaradan çıksam? 

Bekçiler öldür. 

Hangi bekçiler? 

Sistemin bekçileri

Bekçi köpekler

Köpekler havlar sahibi kemik verir.

Ama ben sahip de değilim aitte!

Öyleyse hiçsin!

Hiç miyim?

Değil misin?

Hiç miyim değil miyim?

Bence sen delirmişsin!

Peki ne yapmalıyım? 

Para kazanmalı!..

Para kazan kafam kazan kazı kazan 

Toprağı kazı bir fidan dik büyür ağaç olur

Hem kökleri toprağı tutar hem de bize gölge yapar. 

Sonra biri gelir fanusu sallar 

Kafamdaki kazana karlar çarpar beynim zonklar… 

Bir dakika neyi düşünüyordum ben?