BÖLÜM: 8

BEN: Eğer Yeşilçam filmlerindeki kötü karakter modundan çıktıysan artık konuşabilir miyiz?

GERÇEKLİK:  Neden bunu yapıyorsun?

BEN: Gerçeğin ne kadar tehlikeli olduğunu görmeniz için!.. Ne oldu? Dünyada yaşayabilmek için gerçeğe sıkı sıkı bağlanmak gerektiği fikrindeydin!

GERÇEKLİK:  Dünya yaşanılabilecek bir yer değil! En duygusuz karakterin ben olmama rağmen ben bile insanların bu riyakarlıklarına tahammül edemedim.

BEN: Biliyorum. Ben de oradaydım.

GERÇEKLİK:  Nasıl başa çıkıyorsun bu insanlarla?

BEN: Sizin sayenizde… Ama sen beni kontrol etmeye çalıştığın bunca zaman boyunca içindeki karakterlerle hiç iletişim kurmadın. Bu nedenle daha çok sarsıldın.

MERAK: Evet bunca zaman boyunca bir kere bire bize dönmedin. Çok darıldım.

KADINLIK: Bizi hiç önemsemedin ve tamamen dışarıda bıraktın.

GERÇEKLİK:  Sizi düşünmek zorunda değilim ki zaten.

BEN: Ama benimle de iletişim kurmadım.

GERÇEKLİK:  Ben sadece senin için bir çıkış yolu bulmaya çalışıyordum.

DÜŞÜNCE: Duyguların bencilliği!

ÖFKE: Hepimiz onun iyiliğini istiyoruz. Bu sana has bir durum değil!

BEN: Siz olaylara sadece kendi açınızla bakabiliyorsunuz. Bense sizin bütününüzüm. Benim iyiliğim konusunda hepiniz sadece kendi fikrinizin doğru olduğunu düşünüyorsunuz ama öyle değil! Hayata sadece gerçekçi olarak bakamam ya da her daim öfkeli bir insan olamam; bu beni eksik bırakır. Benim hepinizin fikrine ihtiyacım var ki gerçek dünyada karşılaştığım durumlara mümkün olduğunca fazla açıdan bakabileyim ve bu şekilde onları aşmak için daha sağlıklı kararlar verebileyim. Bu nedenle birbirinizle tartışsanız bile bunu zıtlaşmaya çevirip üzerimde baskı kurmaya çalışmaktan vazgeçin!

SÜKUNET: Benim istediğim de tam olarak bu; anlayışlı ve sakin olalım.

BEN: Tamam herkes ne istediğini söylesin açık açık. Ben de elimden geldiğince bunu yapmaya çalışacağım. Böylece uzlaşmayı daha kolay sağlarız.

ÇOCUKLUK: Anılarım unutulmadığı sürece benim için bir sorun yok.

KORKU: Tamam, beni de ara sıra sakinleştirin yeterli.

ÖLÜM ARZUSU: Beni de unutmayın diyerek…

ALAYCILIK: Hep ciddi olmayalım.

FEMİNİZM: Ben de öncelikle kadın olmanın ne kadar zor…

KADINLIK: Lütfen uzatma tatlım. Sadede gel.

FEMİNİZM: Aşk olsun sen bile bunu yapıyorsan…

KADINLIK: Lütfen sadece ne istediğini söyle.

FEMİNİZM: Kadın olmaktan ve savaşmaktan asla vazgeçmeyelim.

ERİL ETKİ:  Ben de bu bedene ait bir karakter olmayabilirim ama bana daha iyi davranabilirsizniz.

KADINLIK: Ben de biraz daha önemsenmek istiyorum.

İNANÇ: Ben de umudun ve bağımızın kaybolmasını istemiyorum.

MERAK: Soru sormaktan vazgeçmeyelim.

DÜŞÜNCE: Ve düşünmekten.

GERÇEKLİK:  Ve gerçeklerden.

ÖFKE: Mücadeleden vaz geçmeyelim.

RİTİM: Lütfen müzik konusunda seçici olalım.

İLHAM: Sanatıma saygı lütfen…

BEN: Sen ne demek istersin?

ÖZGÜRLÜK: Kendiniz olun yeter. Tabi bunu biliyorsanız!

KADINLIK: Tatlım çok havalı görünüyorsun ama bunun cevabı benim için çok basit: kadın!

ÇOCUKLUK: Çocuk!

İNANÇ: İnançlı ve umutlu!

KORKU: Korkuları olan!

ÖLÜM ARZUSU: Ölüm gerçeğiyle yaşayan!

ERİL ETKİ:  Kadın bedeninde olan!

FEMİNİZM: Haksızlığa karşı sesini yükselten!

SÜKUNET: Sakin olan!

ÖFKE: öfkeli!

ALAYCILIK: Espiri seven!

GERÇEKLİK:  Gerçeğe bağlı!

MERAK: Soru soran!

DÜŞÜNCE: Düşünen!

RİTİM: Müziği seven!

İLHAM: Sanata ihtiyaç duyan!

BEN: Ve yine sen…

ÖZGÜRLÜK: Özgür…

GERÇEKLİK:  Özgürlük gerçekten var olabilir mi?

BEN: Gerçeklerin senin olsun eğer buradaysak ve fikirlerimizi söylüyorsak özgürüz demektir.