BÖLÜM: 7

BEN: Tamam, hepinizin sadece dinlemesini istiyorum.

GERÇEKLİK:  İlk kez seni bu kadar yorgun görüyorum.

BEN: Bakın hepiniz benim parçamsınız ama ben sadece biriniz değilim… Evet hepinizi kabullenmeye çalışıyorum ve her birinizin varlığına ayrı ayrı saygı duyuyorum ama sizin beni değil benim sizi kontrol edebilmem gerek!

SÜKUNET: Olması gereken bu zaten.

BEN: Ama siz sürekli ben yokmuşum gibi davranıyorsunuz… Sen hariç.

ÖFKE: Biliyorum.

BEN: Oysa unuttuğunuz bir şey var ki o da gerçek dünyada benim yaşadığım…

(…)

RİTİM: Müzik dinlemek ister misin?

BEN: Hayır, teşekkürler…

MERAK: Müziğe mi hayır dedin?

BEN: Ne olmuş dediysem?

ÇOCUKLUK: Abimle koştuğumuz  bayıra gitmek ister misin peki?

BEN: Hayır…

İLHAM: İstersen bir şeyler karalayabiliriz…

BEN: Şu an hiçbir şey yapmak istemiyorum…

ÖFKE: Bu halin beni endişelendiriyor.

FEMİNİZM: Ne oldu o hayalperest güçlü kadına?

BEN: Beni yoruyorsunuz yeter…

İNANÇ: Hayır, yormak değil amacımız, pes edip umudunu kaybetmeni istemiyoruz.

BEN: Umut ne işe yarayacak peki?

İNANÇ: Bunu nasıl söylersin?

BEN: Bunu ben değil insanlar söylüyor. Onlara göre bir işe girip çalışmam para kazanmam hayal kurmamdan daha önemli…

GERÇEKLİK:  Bence gerçekçi bir yaklaşım. Sonuçta dünya maddeden ibaret.

ÖFKE: Senin amacın ne?

GERÇEKLİK:  Gerçekçi olmak!

DÜŞÜNCE: Neye göre gerçekçisin peki?

GERÇEKLİK:  Gerçek dünyaya göre!

MERAK: Dünyanın gerçekliği tartışılamaz mı peki?

DÜŞÜNCE: Her şey nereden ve nasıl baktığınla iniltilirdir demiş miydim?

BEN: Bu doğruysa bile, dış dünyadaki insanlar hep aynı yerden bakıyor demek ki…

FEMİNİZM: Yapma genelin kabulleri doğruysa bunca zaman neyin mücadelesini verdik biz!

BEN: İşte ben de tam olarak bunu düşünüyorum… Boşuna çaba sarf etmiş olabilirim…

ÖFKE: Yeter bu kadar saçmalık!

BEN: Saçma olan ne acaba? Dıraşdaki insanlarla uyum sağlamak yerine mücadele etmek için kendi içimde kendimi parçalayıp ötekileştirmem mi?

GERÇEKLİK: Maalesef haklı hem bizimle konuşup hem gerçek dünyaya bağlı kalmaya çalışması hiç de kolay değil…

BEN: Kısacası artık bu şekilde devam edemeyiz…

MERAK: Bu durumda iki seçenek var; ya gerçekle bağını koparmak ya da zihnini dış dünyayla paylaşmaktan korkmayacaksın.

KORKU: Bu planların ikisi de beni tedirgin etti.

GERÇEKLİK:  Aslında benim üçüncü bir planım var.

ÖFKE: Neymiş o?

GERÇEKLİK:  Kontrolü ben ele alıyorum.

ÖFKE: Bu mümkün değil.

BEN: Aslında mümkün

ÖFKE: Ne diyorsun sen?

BEN: Siz zihnimde çoğaldıkça, beni unutup kendi aranızda tartışmaya başladıkça ve son bir yıldır dış dünyada da sürekli bir iş-maaş-kira-fatura konuşan bir çevrede bulunmak zorunda kaldığım için, doğal olarak irade anlamında zayıfladım. Yani hem sizin baskınlığınız hem de dış dünyadaki baskılar bana kişilik çatışması yaşatıyor ve kim olduğuma ya da ne yapmam gerektiğine karar veremiyorum. Öte yandan gerçekçilik tarafı dış dünyadan beslendiği için en belirgin taraf olmaya başladı…

GERÇEKLİK:  O nedenle kontrolü ben devralıyorum!

MERAK: Ve nihayet sorumun cevabı.

ÖLÜM ARZUSU: Bana kalırsa ölüm hala seçeneklerden biri olabilir!

ÖFKE: Taktı bu da ölüme! Çok istiyorsan git biraz ötede öl! Ayrıca sen de heveslenme, sadece hayali bir karaktersin!

GERÇEKLİK:  Sen öyle san. Sen ne kadar onun parçasıysan ben de onun parçasıyım ve en baskın yanlarından biriyim. Gerçeğe en bağlı olanınız da benim. Yani kontrolün ben de olması en mantıklı olan.

KADINLIK: Sen buna ne diyorsun?

BEN: Çok yorgunum düşünmek ve konuşmak istemiyorum.

ÖFKE: Sadece kendini toparlamaya ihtiyacın var hepsi bu!

BEN: Keşke basit olsa o kadar…

ÖFKE: Hani gerçeklikle pesimistlik aynı değildi?

BEN: Üzgünüm ama hiç birinizin gerçek dünyaya dair en ufak bir fikri bile yok…

MERAK: Yeni olaylar oluşuyor sanki… Söyle bakalım, kontrolü alınca ne yapmayı planlıyorsun?

GERÇEKLİK:  Çalışıp para kazanmayı!

ÇOCUKLUK: Hayır ben büyümek istemiyorum!

ÖFKE: Kontrolü senin almanı kabul etmiyorum.

GERÇEKLİK:  Bana karşı koyamazsın çünkü şu anda en güçlü olan benim.

KADINLIK: Tamam benimle üçe karşı birsin.

FEMİNİZM: Beni de sayın!

ERİL ETKİ:  Beni de!

GERÇEKLİK:  Şu anda hiç biriniz benim kadar baskın değilsiniz. Dolayısıyla hep birlikte bana karşı olsanız da bir şey değişmez.

İNANÇ: Bu adaletsizlik ama… Böyle bir şeyi bizim iznimiz olmadan yapmaya hakkın yok! Sen de buna müsaade edemezsin!

BEN: Üzgünüm ama gerçekten umurumda bile değil ne olacağı sadece dinlenmek istiyorum. Sana gelince, ne istiyorsan yap…

ÖFKE: Ne diyorsun sen?

GERÇEKLİK:  Ne dediği ortada bence;  artık kontrol ben de ve bu pollyanacılık oyunu bittiğine göre; şimdilik bu kadar. Gerçek dünyada yapmam gerekenler var…

………………………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….