BÖLÜM: 5

BEN: Bu uzun sessizlik beni korkuttu. Herşey çok fazla sakin…

İNANÇ: Sakinlik iyidir.

BEN: Boşluktaymışım gibi hissediyorum ama.

İNANÇ: Boşukta olmak iyidir evrenin parçası gibi hissedebilirsin kendini.

BEN: Ben daha çok yalnızlık hissediyorum.

KADINLIK: Aşk olsun çok alındım.

ÖFKE: Endişelenmene gerek yok buradayız.

GERÇEKLİK: Giderek bana benziyorsun!

ÖFKE: Neden olmasın, çok hoş bir karışım çıkardı bizden(?)

KADINLIK: Beni de katsanıza bu karışıma

GERÇEKLİK: Biraz düşünmem lazım

KADINLIK: Ne varki biraz dişil olsan?

GERÇEKLİK: Ben cinsiyetsizliği seviyorum.

BEN: Doğru gerçeğin cinsiyeti olmaz.

GERÇEKLİK: Senin var mı sanki?

BEN: Ben kadın olmayı seviyorum.

KADINLIK: Ay çok duygulandım şimdi ağlayabilirim.

ERİL ETKİ: Kadın olduğun içindir.

KADINLIK: Ooo, kaç zaman oldu görüşmeyeli. Nerelerdesin?

ERİL ETKİ: Biliyorsun senle ben aynı ortamda pek olamıyoruz. Ya sen ya ben.

KADINLIK: Bendan çaldığın zamanlara say bu yokluğu öyleyse.

ERİL ETKİ: Biliyorsun ki; benim için de kolay değildi. Ben baştan aşağıya yanlış tasarlanmış bir karakterim sonuçta ama ne yalan söyleyeyim halimden memnunun şimdi.

KADINLIK: Sahi o niye burada?

BEN: Bilmem belki de yine cinsiyet üzerine düşündüğüm içindir.

ERİL ETKİ: Buradaysam bir sebebi vardır.

KADINLIK: Bana daha çok gıcıklık olsun diye varsın gibi geliyor.

FEMİNİZM: Katılmamak ne mümkün!

ERİL ETKİ: Asıl düşman da geldi.

KADINLIK:  Benden koparılıp bu hale dönüştürüldüğüne inanamıyorum.

FEMİNİZM: İyi de bu bir yerde gerekliydi. Sürekli aşağılanmaya daha fazla tahammül edemezdik!

ÖFKE: Benim de bir parçam var sen de değil mi?

FEMİNİZM: Evet, ama o parçaları yavaş yavaş törpülüyorum.

KADINLIK:  Kim bilir belki ilerde yeninden bütünleşiriz seninle. Sonuçta kadınlık ve feminizm birbirinden ayrılamaz.

FEMİNİZM: Neden olmasın? Dünyadaki eril baskı bittiğinde var olmamın bir anlamı kalmaz belki?

MERAK: Yine mi cinsiyet üzerine konuşuyoruz?

BEN: Evet.

MERAK: Neden hepimizi bu konuya bulaştırıyorsun ki? Bizim cinsiyetimiz yok!

İNANÇ: Bende durum biraz karışıyor ama normalde cinsiyetsiz hissediyorum ama bazen bir aşk duygusu çöküyor ve dişilliğe yakınlaşıyorum… Açıkçası senin de cinsiyetsizliğin beni şaşırtıyor, eril olmalıymışsın gibi hissediyorum.

ÖFKE:  Çok normal çünkü gelenekler bize öfkenin ve şiddetin eril duygular olduğunu kodladı.

İNANÇ:  Nasıl yani?

ÖFKE:  Yaratıcının seni cezalandıracağını düşündüğünde nasıl bir cinsiyet canlanıyor zihninde?

İNANÇ:  Erilliğe yakın bir cinsiyet ama kesinlikle dişil değil!

ÖFKE:  Seni sevgi ve özlemle kucaklamayı bekleyen bir yaratıcı düşününce?…

İNANÇ:  Erillikten uzak sonsuz bir dişilllik.

ÖFKE:  Bunun sebebi toplumda cezalandıran-otoriter olan kişinin baba iken, sevgi dolu ve bağışlayıcı kişinin anne olması. Bu kodlar senin yaratıcı hakkındaki düşüncelerini de etkiliyor. Sevgi ve şevkat anneden dolayı zihnindeki tanrı kavramını dişilleştirirken, Öfke ve şiddet babadan dolayı bu kavramı erilleştiriyor.

İNANÇ:  Belki de babamız olmadığı için Allah’ı öfkeli bir yaratıcı olarak hayal edemiyoruzdur.

ÖFKE: Çok mantıklı…

KADINLIK: Evet, ama bu durum kadınlarında sinirlenebileceği ya da erkeklerinde sevgi dolu olabileceği gerçeğini değiştirmiyor.

GERÇEKLİK: Sonuç olarak; erillik-dişillik, annelik-babalık dışındaki duyguların cinsiyeti yoktur!

KADINLIK:  Burada şunu belirtmek istiyorum yalnız; ben duygu değil içgüdüyüm

GERÇEKLİK:  Mantıklı bu durum zaten cinsiyetin doğuştan geldiğini ve ne bedenle ne de duygularla ilgi olmadığını destekliyor.

MERAK: Peki, bu merakımızı da kendimizce giderdiğimize göre; geleneğe dönecek olursak geleneği erilleştiren kim ya da ne?

FEMİNİZM: Ben erkeklerin güdülerini ehlileştirmek yerine fiziksel güç üstünlüklerini kullanmayı tehrcih etmelerini sebep olduğunu düşünüyorum. Bunu anlamak için tarihe bakmak yeterli! Yaşanmış tüm savaşlar erkeklerin suçu!

ERİL ETKİ: Hadi tüm erkekleri hayvanmış gibi evcilleştirelim öyleyse(!) Adı üstünde içgüdü; kontrol edilemez. Erkek erkektir!

FEMİNİZM: Bin yıllardır aynı terane sıkılmadınız mı?

KADINLIK: Ben de bir içgüdüyüm ama gayette kontrol edilebiliyorum.

FEMİNİZM: Bu durumda kadının iradesinin erkeğinkinden daha güçlü olduğunu da görmüş oluyoruz.

GERÇEKLİK:  Bu tam bir kanıt sayılmaz ama. Sonuçta o yapay bir karakter.

ERİL ETKİ: Yo, gayette gerçek bir karakterim ve buradayım… Ayrıca erkekler savaşmış olabilir ama tüm savaşlar kadınlar yüzünden başlamıştır.

FEMİNİZM: Bu zırvalıklara girmeyelim bile… Ne o öyle “Sen benim tahtımı çaldın! Sen benim kadınımı çaldın!” saçmalıkları? Sanki kadın değil de terlikten söz ediyor!

MERAK: Terlik???

FEMİNİZM: Ne bileyim aklıma ilk gelen nesne terlik. Belki de ayaklarımız üşüdüğü içindir.

BEN: Konuyu çok dağıttınız.

İLHAM: Evet bunları toparlayıp yazıya dönüştürmek zor olabilir.

ERİL ETKİ: Hoş geldin Tolstoy(!)

İLHAM:  Dalga geçmeyi bırakıp konuya dönebilir miyiz acaba?

ERİL ETKİ:  Hem bir kadın olup hem de Tolstoy hayranı olmak da büyük çelişki bence?

GERÇEKLİK:  İnsan çelişkileriyle vardır!

İLHAM:  Ayrıca Tolstoy’un kadınlar hakkındaki düşüncelerinden hoşlanmıyor ve tasvip etmiyorum. Sadece eserlerindeki tasvir etme şeklini çok beğeniyorum.

İNANÇ: Üstelik inanç biçiminin Mevlana ve Yunus Emre’ninkiyle benzer olduğunu düşünüyorum.

FEMİNİZM: Evet cinsiyeti dıraşda bırakmak en doğrusu ama tarihte muhakkak düşünen kadınlar da vardı.

ERİL ETKİ: Bence hepsi mercimek ayıklıyordu ya da buğday.

FEMİNİZM: Erkekler kadınları korku ve baskı altında tutarak tarih yazımında görmezden gelmeseydi ya da onlara kendi kafalarına göre tarihi roller yazmasaydı. Gerçeğin ne olduğunu daha net öğrenebilirdik.

ERİL ETKİ:  Erkek düşmanı be bu kadın!

FEMİNİZM: Sadece gözüme bakıp ağzımdan çıkanların yalan olduğunu söyle(?)

(…)

MERAK: Gerçeğin bir kadın tarafından dile getirilmesi neden bu kadar rahatsız edici?

FEMİNİZM: Çünkü gerçek erkeğin üstünlüğünü geçersiz kılıyor.

MERAK: Öyleyse erkekler üstünlüklerini korumak için hep yalan mı söylüyor?

GERÇEKLİK:  Bence bu büyük bir suçlama olur. Sadece cinsiyeti bir kenara bırakıp “İnsanlar, kişisel ya da toplumsal çıkarlarını korumak adına gerçeği gizleyebilir ya da değiştirebilir!” gibi bir cümle kullanmak daha doğru olur.

MERAK: Yani cinsiyetin bir önemi yok çıkarlar söz konusu olunca?

ERİL ETKİ:  Evet, bir kadın da yalan söyleyebilir pekala!

FEMİNİZM: Gerçekten sinirimi bozuyor bu artık!

BEN: Kusura bakma ama haklı.

MERAK:  Sanırım doğru soru şu; kadınlar da çıkarları uğruna gerçeği saklar ya da değiştirir mi?

GERÇEKLİK:  Bunun cevabının evet olduğunu bence hepimiz biliyoruz. Bu durum iyilik ve kötülük ya da erdem kavramlarının sorusu.

ERİL ETKİ:  Çok merak ettim. Kadınlar ne saklar?

FEMİNİZM: Mesela gelenek içinde yaşayan kadınlar. Erkekler üzerinden sağladığı ayrıcalıkları kaybetmemek için ya da sadece hayatta kalma içgüdüsüyle geleneğin sunduğu kadınlığı doğru olarak kabul eder!

MERAK:  Peki ya bunun doğru olduğuna inandığı için bunu söylüyorsa?

FEMİNİZM: Erkekler de kendilerinin üstün olduklarına inanıyorlar!

KADINLIK: Konu sadece kas yapısı ve fiziksel güçse bu doğru. Zaten öyle olduğu için avlanmaya erkekler giderdi.

ERİL ETKİ:  Bir de utanmadan erkekleri aşağılayın sizin için mamut öldürüyordu be adamlar!

MERAK: Şimdi merak ettim bak. Acaba erkeklerin güdülerini kontrol etmekte zorlanmasının sebebi bu olabilir mi?

FEMİNİZM:  Konuştuklarımız doğrultusunda kadınların medeni hayata çok daha önce geçtiğini, avlanma süreci boyunca vahşi hayatın içinde kalmayı sürdüren erkeğinse içgüdüleriyle hareket etmeye devam ettiğini söyleyebiliriz. Yani kadın, erkekten çok önce düşünmye başladı ve bu şekilde hem kollektif düşünebilme yetisi kazandı hem de iradesini güçlendirdi.

MERAK: Tabi bu sadece bir sav. Üzerine araştırma yapmak gerek!

ERİL ETKİ:  Bence sadece kadınca saçmalıklar!

FEMİNİZM:  Sana göre kadınların her söylediği saçma değil mi?

BEN: Acaba sakinleşmeyi dener misiniz? Beynim çatlayacak şimdi.

İLHAM: Evet, lütfen sakin. Ayrıca konuyu yine dağıttınız.

FEMİNİZM: Ne oldu? Bu konuşulanlar ilgini çekmedi mi yoksa?

İLHAM: Tamam enteresan bir önerme olabilir ama en son kadın ve erkeğin toplumsal rolleri üzerine konuşuyordunuz laf yine ne ara bu kadar dağıldı. Biraz sınırlar içinde kalın.

BEN: Ayrıca bunun benim kişilik özelliklerimi arayışım olması gerekirdi. Neden Toplumsal olaylara bu kadar kaydınız. Ben kendimle sohbet etmek istiyorum. İnsanlara tez sunmak ya da savunmak değil.

MERAK: Evet,  biliyorum çok özür dilerim ama hala şunu merak ediyorum. Ondan sonra söz bir daha cinsiyet konusunu açmayacağım. Yani en azından ben açmayacağım.

BEN: Tamam, ama lütfen daha sakin olun.

MERAK: Soru şu; geleneğe bağlı kişi durumunu kabullenmişse dahası halinden memnunsa ne olacak? Yani bizi enterese eden durum ne?

FEMİNİZM: Geleneğin sürmesi için geleneği reddedenleri dışlamaları ve düşman ilan etmeleri. Geleneksel kadınlar, kendileri dışındaki kadınları aşağılık ve değersiz olarak görür hatta onların gerçekten kadın olmadıklarını söyler. Böylece hem para kazanmak zorunda kalmadan yaşayabilir hem de ve asıl önemlisi öteki cins tarafından diğer kadına karşı desteklenir ve yüceltilir… Ah, bize kadınlık dersi vermeye kalkan erkekleri hatırladıkça çıldırıyorum.

ERİL ETKİ:  Ben kadınlarla hiç anlaşamıyorum, kadınlar beni çekemiyor. Erkeklerle aram daha iyi diyen kadınlar da var ama.

KADINLIK: Hahhh işte onlar en büyük çıkarcılar. Gelenekçi kadınlar gördükleri baskı ve şiddetten dolayı mazur görülebilir ama bu kadın düşmanı kadınlar cehennemde iki kere yanmalı hem eril erk tarafından desteklenmek için yalan söylemelerinden dolayı hem de bizim gibi sadece kendi hayatını yaşamaya çalışan kadınların işini zorlaştırdıklarından dolayı.

ERİL ETKİ:  Ne oldu o kadınlık aşkına senin?

KADINLIK: Konuyu başka tarafa çekmeye çalışma. Ben kadınım ve beni en iyi yine bir kadın anlayabilir.

ERİL ETKİ:  Say bakayım seni anlayan o kadınları öyleyse!

BEN: Bu kadar yeter. Bu durumun cinsiyetle alakası yok. Toplamını saysam görüştüğüm insanlar bir elin parmağını geçmez.

FEMİNİZM: Ayrıca çevremizde biliçli kadınlar olmaması güvenilir erkeklerin olmadığı gerçeğini de değiştirmiyor.

BEN: Maalesef haklı arkadaş olduğum erkeklerin de tuhaf davranışlarına hepiniz şahit oldunuz sonuçta. Ayrıca beni en iyi anlayabileceğine inandığım ve en çok güvendiğim kişi, hepiniz biliyorsunuz ki, bir kadın.

FEMİNİZM: Hem de tam olması gerektiği gibi bir kadın. Şükürler olsun ki öyle bir kadınla tanışabildik.

KADINLIK: Kesinlikle… “Erkeklere güvenme hepsi artniyetli ve güvenilmez ama bana güvenebilirsin(!)” diyen erkeklere inat tüm kadınlar dayanışma içinde olmalı diyen kadınları seviyoruz.

FEMİNİZM: Erkeklerin, kendileri hakkında böyle bir genelleme yapmasına rağmen, bir kadının yaptığı genellemeleri saldırı olarak algılamaları da ayrıca bir garip ama.

ERİL ETKİ:  Yine karmakarışık bir cümle kurdun!

FEMİNİZM: Kadınım ya ondan(!)

BEN: Tartışmaya dönmeyelim lütfen. Sonuç olarak genelin ve geleneğin dışında kalan kadın ve erkekler de var.

MERAK: Bu noktaya dönmen iyi oldu. Gelenek erilse erkek neden geleneğin dışına çıkmak istesin ki? Ve ayrıca gelenek erkeğe nasıl rol biçiyor?

FEMİNİZM: Pek çok neden olabilir; eşcinsellik, translık dışında erkeklerin de duyguları var. “Erkekler ağlamaz!” “Erkek dediğin kodum mu oturtur!” “Erkekler kadınlar gibi kikirdeyerek gülüp eğlenmez!” vesaire gibi söylemler erkeğin duygularını bastırmasına ve olmadığı bir yapıya bürünmesine sebep oluyor. Aksi taktirde zavallı, korkak, kılıbık vesaire gibi yaftalara maruz kalıp dışlanır.

KADINLIK: Ama bir erkek çıkıp açık yüreklilikle “Kadın ve erkek fiziksel olarak, zihinsel olarak, ruhsal olarak farklı olabilir ama hak eşitliği kadın ve erkek hatta dünyadaki tüm canlılar için aynı olmalıdır. Bu nedenle tek başına eril bir erk kabul edilemez.”derse  işte o zaman erdemli bir insan olmuş olur.

GERÇEKLİK: Bence onu da öldürürler… Geleneksel toplumun rol gereklilikleri!

ÇOCUKLUK: Ay yeter!.. Sesinizi ta ormandaki kulübenin oradan duydum!

RİTİM: Ne yalan söyleyeyim ben de müzikten çok sizi dinledim. Hani bu kadar uzun cümleler kurmak sıkıcıydı ne oldu?

GERÇEKLİK:  Sanırım biraz yoğun bir konuşma oldu.

BEN: Ne yalan söyleyeyim, tartışmaya dönüşmeye başladığı noktalarda biraz zorlayıcıydı ama bana iyi geldi. Gerçi yine yeni kafa karışıklıkları da getirmedi değil ama olsun, ürkütücü bir sakinlikten iyidir.

RİTİM: Bence biraz müzik molası verelim.

BEN: Neden olmasın?

(M)

…………………………………………………………………………………………………………………………………….