BÖLÜM: 4

BEN: Bir eylem biçimi olarak çığlık!..

MERAK: Neden?

BEN: Çünkü şu anda çığlık atarsam rahatlayabilirim!

MERAK:  Öyleyse neden atmıyorsun?

BEN: Çünkü bu insanları rahatsız eder.

MERAK: Bunu gerçekten önemsiyor mu?

GERÇEKLİK: Evet!

MERAK:  Peki öyleyse bizi neden yarattı?

GERÇEKLİK: Kendi yapamadıklarını yapan birilerinin var olduğunu düşünmek onu rahatlatıyor.

MERAK:  Peki neden bizi bu kadar bastırıyor?

BEN: Çünkü insanların deli olduğumu düşünmesini istemiyorum!

MERAK: Ama biz bunu da umursamıyoruz…

BEN: Ama ben umursuyorum.

MERAK: Öyleyse niye bizi de dış dünyadaki insanlar gibi düşünüp tasarlamadın?

GERÇEKLİK: Biz onun kaçış noktasıyız da ondan.

MERAK: Hem bize kendi yapamadığın şeyleri yüklüyorsun hem de bizi bastırmaya çalışıyorsun. Hiç mantıklı değil. Psikolojik olarak büyük bir baskı altında hissetmiyor musun kendini?

GERÇEKLİK: Onun en büyük korkusu da bu zaten!

ÖFKE: on ikiden!

BEN: Özür dilerim.

ÖFKE: Önemli değil.

MERAK: Bence önemli. Hepimizi diğer insanlardan daha çok önemsemeli.

BEN: Öylesiniz zaten.

MERAK: Yo, öyle görünmüyor. En büyük haksızlığı da Öfke’ye yapıyorsun bence.

ÖFKE: Bu senin problemin değil.

MERAK: Nasıl değil? Her şeyi ben merak ediyorum ben soruyorum.

GERÇEKLİK: Yine de bunu ikisi halletmeli.

MERAK: Peki… Ama kafama bir şey daha takıldı?.. Eğer bizi o oluşturup şekillendiriyorsa, Benim ona sorduğum sorulara sen nasıl cevap verebiliyorsun?

(…)

BEN: Ben öyle olmasını istediğim için.

MERAK: Ama o senin duymak istemediğin ve kabullenmediğin cevaplar da verebiliyor.

ÖFKE: Bunu sonra konuşsanız olmaz mı acaba?

BEN: Evet sonra kouşalım.

MERAK: Tamam ama bunu unutmam cevabı muhakkak istiyorum.

BEN: Tamam…

(…)

BEN: Sonunda seninle yüzleşme vakti de geldi.

ÖFKE: İstersen başka bir zamana erteleyebiliriz?

BEN: Hayır hayır, seninle konuşmak istiyorum.

ÖFKE:  Sen bilirsin ama çok rahat değilsin. Başını yaslamandan bileğin ağrıyabilir.

BEN: Olsun iyi böyle. Sırt üstü uzanınca yazmak zor oluyor.

ÖFKE:  İstersen yazmayalım sadece konuşalım.

BEN: Hayır, seninle ilgili kayıtlarım olsun istiyorum.

ÖFKE:  Buna sevinmeli miyim?..

BEN: Yüzünde tebessüm olduğuna göre sevindin.

ÖFKE:  Belki de o senin tebessümündür…

BEN: Hayır, bu senin tebessümün.

ÖFKE:  Öyle diyorsan…

BEN: Sana karşı bu kadar kötü olmama rağmen neden bana bu kadar iyi davranıyorsun?

ÖFKE:  Sence?

BEN: Bilmiyorum

ÖFKE:  Çünkü beni bu şekilde tasarladın.

BEN: Nasıl?

ÖFKE:  Her şeye ve herkese karşı öfkeli ama kendine karşı zayıf.

BEN: Yani bana?

ÖFKE:  Evet.

BEN: Baya narsistim öyleyse?

ÖFKE:  Kime göre? Neye göre?

BEN: Herşeye ve herkese bu kadar kızgınken kendimi nasıl bu kadar sevebilirim?

ÖFKE:  Çünkü tasarlarken delilik noktasına yaklaştığın iki karakterden biri benim.

BEN: Kafam karıştı.

ÖFKE:  Neden?

BEN: Çünkü sen hala çözümleyemediğim en karmaşık yanımsın.

KADINLIK: Katılıyorum, bir sen bir de ben.

ÖFKE:  Oysa onu en çok yansıtan tarafları biziz…

BEN: Siz benden habersiz iletişim mi kuruyorsunuz?

KADINLIK: Tabiki; “cinsellik ve saldırganlık” dünyadaki herşeyin kaynağını penise dayandıran biri böyle demişti.

ÖFKE: Sahi kimdi onu diyen?

BEN: İkiniz bir aradayken de baya espirili oluyorsunuz.

ÖFKE:  Kıskanmana gerek yok sana olan zaafımız birbirimize olandan daha fazla.

BEN: Hayır hayır, yanlış anlamayın. Sadece nasıl bu kadar uyumlu olabildiğinizi hala çözümleyemedim.

KADINLIK: Cinsellik ve saldırganlık dedik ya yahu.

BEN: Kesinlikle aptal oldum.

ÖFKE:  Şöyleki…

KADINLIK: Kendini korumak için öfkende bir ikilem oluşturuyorsun…

BEN: Beni sevdiğin ve değer verdiğin için canımı sıkan herşeye ve herkese cephe alıyorsun.

ÖFKE:  Kesinlikle… Ayrıca cinsiyetin ve cinsel kimliğin içinde iç dünyanda kabullenemediğin bir şey de yok olduğun şeyi aslında seviyorsun.

KADINLIK: Dolayısıyla bu konu hakkında can sıkıcı  şeylere maruz kaldığında öfken devreye giriyor.

BEN: Çok karmaşık ve narsisçe.

ÖFKE:  İşte ben de buna deli oluyorum!

KADINLIK: Sakin…

BEN: Ne dedim ki sinirlenecek?

ÖFKE:  Bak biz senin en belirgin karakterleriniz ve başkalarının düşüncesinden çok kendi isteklerimizi önemsiyoruz.

BEN: İşte bu bencillik ya da narsizim gibi bir durum değil mi?

ÖFKE:  Hayır değil. Biz dünyada bizden daha değerli kimse olamaz demiyoruz. Aksine her birey kıymetli ve biricik. Bu nedenle nasıl ki biz insanları olduğu gibi kabullenip değiştirmeye çalışmıyorsak onlardan da aynı şeyi bekliyoruz.

KADINLIK: Ama sen bundan rahatsızlık duymana rağmen insanların seni baskı altına almasına izin veriyorsun ve sürekli insanların vereceği tepkiyi düşünerek hareket ediyorsun…

ÖFKE:  Bu da beni çileden çıkarıyor!

BEN: Bir saniye lütfen…

KADINLIK: Ne ara bu kadar aptal olduk?

BEN: Gerçekten çok karmaşıksınız…

ÖFKE:  Konuşmaya hazır olmadığını söylemiştim…

BEN: Hayır hayır, tekrar deneyelim lütfen. Nasıl olup da hem bu kadar karmaşık hem de bu kadar belirgin olabiliyorsunuz?

KADINLIK: Çünkü bu karmaşayı da bu belirginliği de sen yaratıyorsun.

ÖFKE:  Aslında istediğimiz basit ve net senin huzurlu olman.

BEN: Ama ben çok huzursuz hissediyorum.

KADINLIK:  Çünkü bizi bilinç altına itmeye çalışıyorsun. Bırak da yukarda kalalım.

ÖFKE:  Ama bu noktada toplumsal korkular devreye giriyor.

BEN: Yani aslında sizi özgür bırakmak istediğim halde size karşı koyuyorum öyle mi?

ÖFKE:  Bunu kabullenmesi bile olumlu bir gelişme.

KADINLIK:  Bence de… İsterseniz biraz ara verelim.

ÖFKE:  Evet, sen de biraz yalnız kalıp düşün.

BEN: Gerçekten mümkün mü bu?

KADINLIK: Tabiki hayır. Biz sadece saklanıp uzaktan izleyeceğiz.

BEN: Beni uzaktan sevmek aşkların en güzeli.

ÖFKE: Bence espiri yeteneğini zorlamaya gerek yok.

KADINLIK:  Katılıyorum.

BEN: Ne tatlı bir çiftsizin siz öyle…

ÖFKE: Bozuldu..

BEN: Senin de hoşuna gitti bu durum galiba?

(…)

BEN: Hayır, üzülme! Deli olsam da seviyorum sizi…

ÖFKE: Biliyorum… Hadi uyuyalım artık…

BEN: Tamam ama rüyama gelin…

KADINLIK: Endişelenme biz zaten hep oralardayız.

ÖFKE: İyi geceler…

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..