BÖLÜM: 2

BEN: Biraz ara vermek iyi geldi. Toparlanmış hissediyorum.

KADINLIK: İyi olmana sevindim.

BEN: Aslında seni beklemiyordum.

KADINLIK: Neden? Kadınlık konusunda konuşabileceğin en doğru karakter benim halbuki!..

(…)

KADINLIK: Seni de korkutan aslında bu sanırım. Benden korkmana gerek yok!

BEN:… Sen ne zamandır varsın peki?

KADINLIK: Hep vardım ama beni karakter olarak yaratman uzun sürdü. Hatta hala şekillendirmeye devam ediyorsun.

BEN: İnsanın hayatında çok fazla karmaşa olunca cinsiyet ve cinsel kimlik üzerine düşünecek pek vakti de olmuyor.

KADINLIK: Ne beni ne de kendini kandırmaya çalışma! Yaşadığın tüm travmaları biliyorum çünkü ben de oradaydım.

(…)

KADINLIK: Şu anda bu konuyu konuşmaya hazır değilsin sanırım.

BEN: Galiba… Yani sadece cinsiyet üzerine düşünmek kolay…

KADINLIK: O zaman şimdilik sadece bu konu üzerine konuşalım. Belki konuşma ilerledikçe sen de açılırsın. Nereden başlayalım?

BEN: “Yuvanın Bekçileri” filmi nasıl?

KADINLIK: Herşeyin başlangıcı! Kaç yaşındaydık izlediğimizde? Ben hatırlayamıyorum.

BEN: Ben de; ama insanların cinsiyetsiz doğduğunu ve kız ya da erkek olmayı büyüdüklerinde seçebileceklerini düşündürtecek kadar küçüktüm.

KADINLIK: Ne kolaydı değil mi? Erkek olmak istiyorsan pantolon giymenin yeterli olacağını düşünmek?

BEN: Evet ama bunu sadece film değil herkes söylüyordu: “Kızlar etek, erkekler pantolon giyer!”

KADINLIK: Ve sen de pantolon giyersen erkek sayılırdın!..

BEN: Kesinlikle!..

KADINLIK: Şimdi düşününce komik gelir tabi.

BEN: Sen de gülüyorsun ama…

KADINLIK: Evet, çünkü gerçekten komik bir fikirdi… Neyse ki meselenin erkek olmakla ilgisi olmadığını kavrayabildin.

BEN: Onu da pek erken kavradığım söylenemez.

KADINLIK: O da doğru…

(…)

KADINLIK: Böyle gülümsediğine göre beni daha da bi sevmeye başladın.

BEN: Tabiki seviyorum seni. Hem de çok…

KADINLIK: Yine de bu bir zamanlar beni reddettiğin gerçeğini değiştirmiyor.

BEN: Bunun için özür dilerim.

KADINLIK: Özre gerek yok. O travmalar içinde debelenirken bile eninde sonunda bana geleceğini biliyordum ve bunu zevkle bekledim açıkçası.

BEN: Benim içinse hiç kolay değildi. Yani nereden bilebilirdim ki bulaşık yıkamak yerine oyun oynayabilmek için illa erkek olmamak gerektiğini?

KADINLIK: İşte meselenin özü de bu zaten! Sen pantolon giymeyi, kravat takmayı ve oyun oynamayı seviyorsun!

BEN: Ama kimse o zamanlar bunları kız olarak da yapabileceğimi söylememişti ki!

KADINLIK: Bunu kendi başına bulabilmen de güzel aslında. Ya bunun farkında olmadan yaşamaya devam etseydin?

BEN: Sahi öyle bir olasılık var mıydı?

KADINLIK: Sanmam! Bi kere sen Aliye Rona ve Suzan Avcı’yı severdin.

BEN: Değil mi?

KADINLIK: Ama haksız da sayılmazsın. Her ne kadar kötü karakterleri de oynasalar. Esas kız gibi çaresiz ve zavallı bir şekilde ağlayıp prensinin onları kurtarmasını beklemek yerine kendi hayatlarını istedikleri gibi yaşıyorlardı!

BEN: Ve sırf bu nedenle hep kötü karakterlerdi!

KADINLIK: Değil mi ama? Bir kadın erkeğini düşünmeli, çocuğunu düşünmeli! Hatta yeri geldiğinde kendini onlar için feda etmeli! Ölmelidir! Kendini düşünmesi, bir eş ya da bir anne olmaktan fazlasını hayal etmesi dünyanın en büyük günahıdır(?)

BEN: Genç kız dediğin iffetiyle oturup çeyizini hazırlamalı(?) Doktor, mimar, gazeteci ya da yazar olmayı istemesi erkeğe haksızlıktır(?) Araba da kullanmamalılar mesela(?) Trafik yoğunluğuna sebep oluyor bu durum(?)

KADINLIK: Ne zırvalıklar ama!

(…)

BEN: Bu duruma gülüyoruz ama aslında canımı çok sıkıyor!

KADINLIK: Bir de bana sor!.. Neyse sinirimiz bozulmasın. Konuya dönelim. Kıyafetlerin ve renklerin cinsiyeti olmadığını zor da olsa öğrendin.

BEN: Evet, çevremdekilerin “ Erkek gibi kızsın!” demeleri işimi baya bir zorlaştırdı… Bir ara gerçekten erkek olarak doğmadığım için hayıflanyordum. Kadın olmaktan nefret ediyordum.

(…)

KADINLIK: Sıkma canını, sonuç olarak; nefret ettiğimiz şeyin ataerkil geleneklerin dayattığı kadın olmak olduğunu biliyoruz artık.

BEN: Beni sahiplendiğin için teşekkür ederim.

KADINLIK: Lafı bile olmaz; aynı bedende yaşıyoruz en nihayetinde.

BEN: Bu kulağa garip geliyor ama kendimi hem ben hem de biz gibi hissediyorum.

KADINLIK: Bence sorun yok ama bunu dış dünyadaki insanların yanında söyleme yine de…

(…)

BEN: Dış dünya… Kendimi dış dünyada biz diye adlandırabileceğim arkadaşlarım da olsaydı keşke… Ne bileyim; Feride gitmeseydi mesela.

KADINLIK: Gitmeseydi de bir süre sonra onunla bağların kopacaktı; çünkü o da kendine biçilen rolü daha o yaşta kabullenmişti. Dokuz yaşında çocukluğundan önce güzelliğinin farkında olan bir kızdı.

BEN: Şimdi nasıl biri olmuştur kim bilir?

KADINLIK: Belli mi olur? Belki o da örnek alabileceği doğru bir rol model bulmuştur senin gibi.

BEN: Evet… Keşke onu çocukluğumdan beri tanısaydım da o zamandan beri kafama takılan en aptalca soruları bile çekinmeden sorabilseydim ona. Belki o zaman dört yılım çöpe gitmemiş olurdu.

KADINLIK: O dört yılın sana kattıkları da var ama. Sen harakete geçmedikçe sıranın sana gelmeyeceğini öğrendin mesela.

BEN: Yine de o depresyon dönemimdeki aptallıklarımı örtmez bu. Ciddi ciddi “Acaba yanlış mı yapıyorum? Evlenip çocuk mu doğurmalıyım?” diye düşündüm.

KADINLIK: Allahtan genlerde şizofreni var da senin gerçekten delirebileceğini düşünüp sana engel olmaktan vaz geçtiler!

BEN: Yoksa çoktan evlenmiş olabilirdim!

KADINLIK: Hayır, çoktan intihar etmiş olurduk!

(…)

KADINLIK: Tamam… Konuya dönelim; en son ataaerkil geleneklerin dayattığı kadın olmaktan nefret ettiğimizi konuşuyorduk.

BEN: Evet, ve sen de Feride’yle bağlarımın zaten kopacağını çünkü onun kendine biçilen rolü kabullendiğini söyledin.

KADINLIK: Kesinlikle! Sen sadece moda, yemek ve evlilik hakkında konuşan insanlar istemiyorsun. Kendinin, kadınlığının farkında olan; düşünen ve bu düşünceler için mücadele eden dostların olsun istiyorsun.

BEN: Sanırım Derya’yla aramda sürekli bir mesafe olmasının nedeni de buydu.

KADINLIK:  Ayrıca hepimize göre yaptığın en doğru şeylerden biri de buydu. Evet, o da belliki Aliye Rona ve Suzan Avcı’dan etkilenmiş ama karakterleri sorgulayıp doğru yönlerini almaktansa onları olduğu gibi kabullenmiş. Hiç şüphem yok, eğer senin bir açığını bilseydi bunu sana karşı kullanmaktan çekinmezdi!

BEN: Belki de yapmıştır bir şeyler. Sonuçta onunla arkadaşlığım bitince tiyatro ekibiyle de bağlarım koptu. Ceyda o gün yanımızdan geçerken nasıl bakmıştı hala çok net hatırlıyorum.

KADINLIK:  Bence bu sorun değil çünkü onlarla da yeteri kadar yakın değildin. Egoist insanları sevmezsin sen.

BEN: Ne çelişki ama; kimseyi dost olmaya layık görmeyip kişiliğini parçalayarak kendine hayali dostlar yaratan biri olarak egoist insanları sevmiyorum!

KADINLIK:  Yine gereksiz yere kendini suçlamaya başladın

(…)

KADINLIK:  Kaç kere repliğin kesildi diye “Zaten diyaloğum az, kesmeyin beni!” dedin?.. Dur bakayım… Ben öyle bir cümle kullandığını hiç hatırlamıyorum. Ama ekipte bunu yapanlar vardı. Bir de en komiği Derya, yardımların için sana bir şeyler ısmarlamak istediğinde “Kızcağız tüm parasını dekora yatırdı.” diye düşünerek ciklet istemekle yetindin; sonra senin arkandan parayı gizlice bölüştüler… Keşke egoist olsaydın da bu kadar saf olmasaydın!.. Ayrıca egoist olsaydın bizim senin karşına geçip gerçekleri yüzüne vurmamıza izin vermezdin… Bu kadar çok karakter yaratmış olmanın tek bir nedeni var o da yalnızlığın!

BEN: Ve sizin beni değil benim sizi değiştirip şekillendirmem.

KADINLIK:  İşte orası biraz karışık. Evet, sen bizi şekillendiriyorsun ama biz de seni şekillendiriyoruz. Sadece sen bunun farkında değilsin. Yoksa farklı ortamlara bu kadar kolay uyum sağlayamazdın.

BEN:Aslında çok da uyumlu değilim. Suskunum daha çok ya da içime kapanık.

KADINLIK:  Sıkıldığın ortamlardan kaçmak için hayal kurmandan söz etmiyorum ben… Mesela şöyle bir düşünelim. Konuşmanın başından beri adı geçen isimlere seni sorsak verecekleri tek ortak cevap yazmayı sevdiğin ve iyi bir dinleyici olduğun ki son zamanlarda tanıştığın insanlarda bu dinleyicilik kısmı değişebilir. Onun dışında kimsenin seninle ilgili ortak bir cevap verebileceğini sanmıyorum. Bazılarına göre öfkelisin, bazılarına göre polyannacı; kimine göre girişkensin, kimine göre utangaç…

BEN: Bunun benim işimi kolaylaştırdığı söylenemez.

KADINLIK:  Bunun için bizi suçlama biz sadece seni korumaya çalışıyoruz.

BEN: Haklısın, belki de Derya’nın bana zarar verememe sebebi buydu.

KADINLIK:  Bir de bazı sırlarını biliyor olman.

BEN: Bak yine hatırladım sinirim bozuldu. Buz gibi havada bahçede saatlerce prova yaptık onu görebilsin diye.

KADINLIK:  Ama tüm yaptıklarına rağmen hala üzülüyorsun onun adına; çünkü o adam için onca şey yapmış olmasına rağmen o adamın leş bekleyen bir akbaba olduğunu göremeyişini hazmedemiyorsun. O adam, Derya’ya yaptığı kuru pek çok kıza yapmaya kalktı.

BEN: Derya ona aşık olduğu için bunu göremedi ya da görmek istemedi.

KADINLIK:  Bence bu durumu kime anlatırsan anlat ona aptal diyecektir. Bak Deniz’e nasıl da gözünün içine baka baka boşuna heveslenme dercesine dalgasını geçti adamla. Arkasından dalga geçip eğlenmelerini saymıyorum bile.

BEN: O adama her şey müstehak. Gökkuşağının altından geçmeye kalksa egosu sığmaz.

KADINLIK:  Onlar nasıl cümleler yahu? Biraz ara verelim, bir şeyler iç kendine gel.

BEN: Dalga mı geçiyorsun benimle?

KADINLIK:  Evet.

BEN: Neden?

KADINLIK:  Çünkü komik cümleler kuruyorsun. Gökkuşağı altından geçmek filan…

BEN: Ama sen de biliyorsun ki bir bedende ve bir beyinde çok kişilikli olmak zor ve…

KADINLIK:  Tamam, vallahi ara verelim artık ben de bunaldım.

(…)

BEN: Bir şey soracağım.

KADINLIK:  Evet onunla da bağların seni değiştirmeye çalıştığı için koptu. Tabi onun senin hayatından daha önce gitmesi işini kolaylaştırdı ama senin onu aramama ve geri dönmeme sebebin bu. Seni olduğun gibi kabullenmek yerine değişime zorlayan insanları sevmiyorsun. Derya’nın yaptıklarının yanında seni “dişi” olmaya (artık ne demekse o dişilik ona göre) zorlaması ondan uzaklaşma nedenlerinden biriydi mesela. Şimdi lütfen biraz ara verip dinlenelim.

BEN: Teşekkür ederim.

KADINLIK:  Bana şirinlik yapıp konuyu uzatmasan.

BEN: Ama sen de gülüyorsun.

KADINLIK:  Çünkü aklından geçenleri okuyabiliyorum.

(…)

KADINLIK:  Hepimiz de seni seviyoruz.

BEN: Ara verme vakti.

KADINLIK:  Kesinlikle

………………………………………………………………………………………………