NAZIM

Kızıl Tan…

Bir çıkış buldum Ufuktaki kızıllıktan Ve geçip gideceğim Bu aralıktan Az kaldı Bitecek zaman ve mekan Sona ermeden Kızıl tan…

Gün Biterken…

Gün biterken İçimde bir serinlik Öyle ferah ki hayat Bir tamamlanmışlık hissi Yeniden bulduğum ruhumla gelen Ve yalnızlık korkutucu değil Umut inanç mutluluk Yaradılış harkulade İçinde yaşadığımız evren Ve içimizde koskoca evren Nefes al huzurla Dışarıda değil aradığın şey…

Uçalım Aşık Olalım…

Şimdi size masal anlatacağım Hadi uçun kelebekler Kahramanlık bizim işimiz değil Neden ateşe tutulan biz olalım Çocukların gökyüzünde bir bulut yok mu bize Uçalım aşık olalım Naralar eksilsin mahallelerden Biz içimizden sevelim Kimseyi rahatsız etmeden Zaten yeteri kadar yanmadı mı ortalık Şimdi bir de biz göz göze gelip Yeni Hiroşimalar mı yaratalım

Minicik Bir İz

Oysa çok güzel sevebilirdim seni Bir umudun peşine yapışır Yaşayabilirdim sessizce Kaçak yolcusu olurdum hayatının Dolanırdım hiç rayına girmeyen vagonlarında Bir ses bir bakış bir gülüş Peşinden gelebileceğim minicik bir iz Yeterdi bir ömrü doldurmaya benim için Ama karanlığında beklemeye gücüm yok artık

Çok Yaşa Kralımız En Büyük Pipi Seninki…

Kıpkırmızı bir ateş tuğlası koydun kalbimin üzerine Oysa böğrüme oturan öküzü daha yeni salmıştım meraya Yine uyuşup ağırlaştım; buharlaştı içim ve su toplayıp şiştim Artık erkeklerin beğenebileceği kadar zayıf bir kadın değildim Tam halime şükredecektim ki başımı kaldırıp seni gördüm Pişmiş kelle gibi sırıtık bir ifade vardı yüzünde Bir anda koca bir kayalık kopuverdi içimdeki...

Kış Uykusu…

Söndürün ışıkları çok uykum var Bu yeni evimde ilk gecem İçimdeyse hala eski umutlar Biraz uyku birazcık ve düzelecek herşey Filler de dinlensin hem Sakladım hortumlarını bu gece Yarın yine tepinebilirler çimende Şimdi yıllardan beri ilk kez sükunet vakti Biraz uyku biraz umut biraz şefkat Biliyorum kapıda kış ve üşüyor rüzgar Ama sonrası yine bahçe...

Ölmesin Balıklar…

Sıkıca tutunsun herkes, yere düşüyor rüzgar Acıkan gözlerimin ucunda duruyor Kuru ekmek tadında hayaller Dilimden ruhuma doğru eriyor ateş Ve suyun şeklini alıyor siluetim Gerçek sızıyor maddenin çatlaklarından Zamandan ve mekandan sıyrılıyor hayat Sadece nefes almak önemli olan Dur, okyanusta yakma o ateşi, ölmesin balıklar Yeteri kadar katrana bulandı kuşlar Sonra insanlar yeniden tüy döktü...

Zifiri Yeşil…

Boğuluyorum zifiri yeşilin içinde Bir karadelik gibi çekiyor beni kendine Bu yeşil boşlukta asılıp kalıyorum Sesten örülü bir ip geçiyor boynuma Bitmeyen yeşil bir gürültüyle boğuluyorum Her an daha da sıkışıyor boynumdaki ip artan sesle Ama hiç acı hissetmiyorum Sevinçle çırpınıyor boşlukta yükselirken ayaklarım Ve artık Dünya’nın dönüşünü duyabiliyorum

İçim Kalabalık…

Yalnızlıktan öte halim Kimsenin kimsesi değilim Kimsesizim hiçkimseyim Ama içim kalabalık Cümbür cemaat ruhum Bölünüp bölünüp parçalanmışım onlara Onlar mutlu bazen ben de Yine de bazen özlüyorum dokunulabilirliği Avcumdan içeri sızan elleri arıyorum rüzgarın içinde Bir tek delilik kaliyor elimde Delilik benim ben delilik Mutluluklarım saman alevi Mutsuzluğum dört mevsim Özlüyorum hiç bilmediklerimi Ve beni...

Renklerimi Kusacağım…

Ben hep bir fırsatını kollarım Yalnızlığımın kanatlarını takıp uçmak için hayallere Siz gereksiz ayrıntılarda boğulduğumu düşünebilirsiniz Ama hayat benim için her bir detayıyla mucize Takın kravatlarınızı hadi Ve çekin boynunuzun sonuna kadar Derin derin soluyun içinize egzoz dumanlarını Kanınızın her damlasına kadar bulaşsın griliği Renkler dökülsün gözünüzden siyah beyaza Bense renklere bulayacağım hayatımı Bulanıp bulanıp...

Bir Şiirlik Canın Kaldı…

Bir şiirlik canın kaldı elimde Ve en sevdiğim sözcükler sana yasaklı Uzun cümlelerimi de kendime sakladım Zira seni iki mısrada harcayabilirim En çok kendimi sevmesem de kendimi düşünüyorum şimdi Ve en az hasarla senden kurtulma vakti geldi

Samsun’da 07:43…

Mavi bir yunusun ağzındayım Zifiri karanlığın içinden geçerken Zifiri karanlık kuyudaki Yusuf’u düşünüyorum Samsun’da bir kış ortasında ve karanlığın sonundayım Yunusun yediği asfaltı görüyorum sadece Geri kalan simsiyah gece Sonra gözümün önünde olup bitiyor mucize Samsun’da 07:43’te Bir aydınlık ip gibi kesip atiyor karanlığı Ve umut yığılmaya başlıyor içime Kendi kendime seviniyorum delice Birazdan sönecek...